23 Nisan 2013 Salı

İMAMOĞLU TARİHİ


 İmamoğlu, 19/06/1987 tarihli ve 3392 sayılı 103 İlçe kurulması hakkında kanun ile ilçe oldu. İlçenin nüfusu, 2000 yılı genel nüfus sayımına göre 44.016 dır. İlçenin 18 köyü, 1 Merkez Belediyesi ve 6 Mahallesi bulunmaktadır.İmamoğlu ilçe merkezi Adana il merkezine 45 km mesafede, Kozan ilçe merkezine 27 km mesafede olup; önceden Kozan bağlısıdır.Adana 'dan Kozan'a, Feke'ye, Saimbeyli'ye, Tufanbeyli'ye,giden yol güzergahı üzerinde bulunur. İlçenin bu coğrafik konumu aynı zamanda ilçenin tarihini de belirlemektedir.İmamoğlu ilçesinin tarihinin Adana ile Kozan'ın tarihçesi içerisinde ele alınması uygundur. İmamoğlu ilçe merkezinin oluşumu sonraki tarihlere rastlasa da ilçeye bağlı köylerde yerleşimin tarihi daha öncelere kadar dayanmaktadır. Bu nedenle ilçenin tarihçesini bağlı köylerden ve Adana ile Kozan'dan ayrı tutmak doğru olamaz.İmamoğlu ilçesinin tarihinin Adana ile Kozan'ın tarihçesi içerisinde ele alınması uygundur. İmamoğlu ilçe merkezinin oluşumu sonraki tarihlere rastlasa da ilçeye bağlı köylerde yerleşimin tarihi daha öncelere kadar dayanmaktadır. Bu nedenle ilçenin tarihçesini bağlı köylerden ve Adana ile Kozan'dan ayrı tutmak doğru olamaz.İmamoğlu ilçe merkezi Adana il merkezine 45 km mesafede, Kozan ilçe merkezine 27 km mesafede olup; önceden Kozan bağlısıdır.Adana 'dan Kozan'a, Feke'ye, Saimbeyli'ye, Tufanbeyli'ye,giden yol güzergahı üzerinde bulunur. İlçenin bu coğrafik konumu aynı zamanda ilçenin tarihini de belirlemektedir.
KOYUNEVİ  KÖYÜ MOZAİKLERİ
İmamoğlu'nun Çörten Köyü Pekmezci bağlısında 'altın ini' kalıntıları, Koyunevi köyünde 'mozaik kalıntıları', Koyunevi Köyünde eski küpler bulunmuştur. En eski yerleşim kalıntıları bunlardır.
İmamoğlu , Kozan-Kayseri ticaret yolu üzerinde bulunmasının ve Çukurova'yı İç Anadolu'ya bağlayan güzergahın buradan geçmesinin bir sonucu olarak önemini hiç bir zaman kaybetmemiştir.
Bölge, Anadolu- Suriye eski ticaret yolunun üzerinde bulunduğu için, ticari bakımdan büyük bir önem taşımıştır. Bölgenin yerleşim tarihini , bilhassa ilk çağlar için Çukurova'nın tarihinden ayırmak mümkün değildir. Bu açıdan İmamoğlu'nun yerleşim tarihini Çukurova'nın yerleşim tarihi içinde değerlendirmek gerekmektedir. Bugünkü İmamoğlu bölgesinin meskün mahal olmaması ile birlikte Kozan'daki ve Adana`daki Yönetimlerin hakimiyetinde olduğu anlaşılmaktadır.
ALTINİNİ MAĞRALARI ÇÖRTEN KÖYÜ
1352 yılında Şahabettin Ahmet BEY tarafından kurulan Ramazanoğlu Beyliği uzun süre Memlükler'e bağlı olarak varlığını devam ettirdi.1516 yılında Osmanlı İmparatorluğu , Çukurova'yı fethedince bölgenin idaresini buraların hakimi olan Ramazanoğulları'na bıraktı.Bu idari uygulama ile Kozan ve İmamoğlu bölgesi Adana Vilayetine bağlı bir Sancak statüsünü almıştır.
1530 yıllarındaki Kozan (SİS) sancağına bağlı köylerden Bir kısmı günümüz İmamoğlu'nun bağlısıdır. 1530 tarihli Sis Sancağı haritasında Ağzıkaraca Köyü yer almıştır.
Sonraki dönemde bölgede yerleşme faaliyetleri başlamıştır. İskan olarak çeşitli Türkmen boylarının yerleşmesinde Ramazanoğlu ve daha sonraki Osmanlıların iskan faaliyetlerine rastlanılmaktadır.

FIRKA-İ İSLAHİYYE:

İmamoğlu İlçe merkezinin ve bölgesinin yerleşime açılmasında ve bugünkükonumunu kazanmasında Fırka-i İslahiyye olayının büyük payı vardır. İmamoğlu Bölgesi `nin Fırka-i İslahiyye ile birlikte yerleşik hayatın başladığı anlaşılmaktdır. Fırka-i İslahiyye olayının İmamoğlu bölgesi ile bağlantısını en iyi Ahmed Cevdet PAŞA'nın MA'RUZAT isimli kitabından öğrenmakteyiz.
Ahmet Cevdet Paşa fırka-i islahiyye harekatının genel gerekçesini Ma` ruzat isimli kitabında (aşağıdaki gibi) açıklamıştır.
“Kırım muharebesi esnasında her taraftan asker yardımı çağrılıp- gönderilirken “acaba kozanoğlu da muharebeye gönderilebilir mi?”diye bahs oldu. O zaman İngiliz baş tercümanı Reşid PAŞA'ya ' eğer teminat verirseniz biz kozanoğlu'nu muharebeye sevk ederiz' demiş. Reşid PAŞA ingilizlerin bu tavrından ürkmüş, ' Kozan bir müddet daha bu hal üzre giderse oraya Ecnebi eli girer ve KOZAN da bir hükümet_i mümtaze şeklini alur. Aslında Kozan'da şimdiye kadar evamir_i devlet carii olmamış ise de haricen tanınmış bir hükümet de değildir. Amma müdahale_i ecnebiyeye maruz kalırsa, o başımıza bir bela olur. Şimdi sırası değil, Lakin ileride Kozan'ı tahtı zabt u rabta almalıyız.' diye değer
Kırım muharebesinden beri gayr-i müslim vatandaşlardan asker almak meselesi mevzuu bahis olduğu halde, henüz buna bir karar verilmemişti. Bu defa asker sayısı iyice azalmış ve kur'a daireleri daralmış olduğu cihetle, bu mesele yine bahse konu oldu. Asker sayısının artırılması hususunda Ahmet Cevdet PAŞA gayr-i müslim vatandaşlardan askere almanın sakıncalarını belirttikten sonra kendi teklifini zamanın Osmanlı idaresine sunmuş.

' evet ,şimdi devlet 'vur abalıya'meselesince hep muti ahali üzerine yükleniyor. Böyle giderse anasır-ı asliyemiz olan Türklere günden güne zaaf geliyor. Halbuki bizde tensikatı askeriyeden müstesna çok yerler var. Onlar taht_ı inzibata alınırlarsa kur'a daireleri tevessüü eder ve unsur-u aslimiz olan Türkler haylinden hayli nefes alır. Ayrıca, Reşit PAŞA'nın KOZAN hakkındaki değerlendirmesi de hatırlardan çıkmamıştır. (doğrudur.)
GAVUR DAĞI da ezkadim hali isyandadır. Ve bu esnada ehemmiyeti çok artmıştır. Öte yandan KÜRT DAĞI dahi ona müşabih bir haldedir. AKÇA DAĞ bir hali serkeşidedir. DERSİM ise eşkiya yuvasıdır. Etraftaki caniler oraya iltica ile pençe-i mücazattan kurtuluyorlar. Ve bu dağlar sebebiyle bir çok aşiret dahi bu serkeş isyan vadisinde dolaşıyor. Buraları taht-ı zabtu rabta alınsa muti ahalinin yükü çok hafifler ve o zaman da gayr-i müslim ahaliden asker almak meselesi ortadan kalkar.”
FIRKA-İ ISLAHİYYE namıyla bir ordu kuruldu. Kumandanlığını Dördüncü ordu-yu hümayun müşiri müşar-ün ileyh Derviş PAŞA'ya , Komiserliğini de Ahmet Cevdet PAŞA'ya verdiler. Ayrıca, Gazi Ahmet MUHTAR PAŞA da bu ordu içinde görevliydi.
Fırka-i İslahiyye bu şekilde kurulduktan sonra doğruca KOZAN'a hareket etmesi planlanmış iken; askeri-teknik planlamalar GAVUR DAĞI istikametine hareketi zorunlu kıldı.
FIRKA-İ İSLAHİYYE 30 Mayıs 1865 (rumi 1281 yılnın Muharrem Ayının gurresi) günün de vapurlarla Adana eyaleti sahillerine ulaştı.
FIRKA-İ İSLAHİYYE'nin görev alanı, İskenderun'dan Maraş ve Elbistan'a; Kilis'ten Niğde ve Kayseriyye'ye; Adana sahillerinden Sivas eyaleti hududlarına kadar geniş bir alanın ıslahına memur adilmişti.
KOZAN SANCAĞI, kuzeyden Sivas ve Güneyden Adana eyaletleri ,Doğudan Maraş Sancağı, Güneyden Kayseri ve Niğde sancakları ile sınırlı çok sarp dağları olan bir yerleşimdir.
Ekser ahalisi Selçukilerden kalma Türklerdir ki FARSAH (varsak) aşiretinden oluşmuş cemaattir. Bu dağlılar , kozan oğullarının piyade askeri olup, Çukurova'dan Ceyhan nehrinin sağ cihetindeki göçebe aşiretler dahi onların süvari askeri idi.
Çünki bu aşiretler Çukurova'da kışlayıp, yazın Anadolu içerisindeki yaylalara giderlerdi. Gidip gelirken Kozan'dan geçmeğe mecbur olmaları nedeniyle Kozan oğlu'nun müsaadesine muhtaç ve onun aşiretlerinden madud idiler.
Çukurova 'nın Kozan ile Adana arasındaki bölümü bu aşiretlerin kışlak yerleri olmağla bu bölgenin büyük kısmı Kozan Sancağı'na aitti. Bunlar, AFŞAR ve SIRKINTI namı ile anılır iki büyük Türkmen aşiretleri ile; KIRINTILI , LEK ve HACILAR namı ile anılır üç küçük aşiretlerdir.
KOZAN SANCAĞI, Kozan-ı Garbi ve Kozan-ı Şarki olarak iki kısımdır.
Fırka-i İslahiyye döneminde, Kozan-ı Garbi ağası Ahmet AĞA, Kozan-ı Şarki ağası Yusuf AĞA idi. Kozan-ı Garbi' ye Çukurova'nın göçebe aşiretleri ve Sis, Feke bağlıdır. Kozan-ı Garbi ağası Beylanköy'de ikamet etmektedır. Kozan-ı Şarki 'ye Haçin ve Gürleşen Kasabaları bağlıdır. Kozan-ı Şarki ağası Gürleşen karyesinde ikamet ederdi.
FIRKA-İ İSLAHİYYE müfrezasi kumandanı Mirliva Kurd İsmail Paşa , Kozan-i garbi ve Kozan-ı Şarki'ye askeri mukavamet görmeden girdi.
FIRKA-İ İSLAHİYYE Kozan'da gerekli islahatı yaptı. Kozan sancağı kuruldu. Kozan Sancağına SİS, BEYLANKÖY, HAÇİN ve KARS-I ZÜLKADRİYE İlçeleri bağlandı.Sancak Kaymakamlığına Mirliva Hüsni Paşa tayin kılındı.
Çukurova aşiretlerinin iskanları bir mühim mesele olmak hesabiyle Kozan Sancağının merkezinin Çukurova cihetinde olması lazım geldiğinden , SİS kasabası Katogikosluk makarrı olduğundan merkez-i liva ittihaz kılınmıştır.
SİS ile ADANA arası SIRKINTI aşiretinin kışla mahalli olmakla burada karyeler teşkiliyle iskanları mukarrer olduğundan icray-ı icabına teşebbüs edilmiştir.
FIRKA-İ İSLAHİYYE ile aşiretlerin mecburi iskana tabii tutulmaları aşiretleri ,uzun yıllardır alıştıkları göçebelik yaşamından uzaklaştırdığından iskana uyumda zorlanmışlardır.
Çukurova'nın her tarafında yeni yeni köyler teşkil edilmiş ve kurt İsmail PAŞA'nın zoruyla aşiretlerin çadırları bozulup, parçaları hanelerine döşeme yapılmış olduğu hayret ve şaşkın bakışlarla görülmüştür.
Lakin Çukurova'yı kamilen ihya vü imar içün pek çok nüfus lazımdır. Bir kerre bir çok aşiretin çadırları alınarak haneler inşa ile yeni yeni köyler teşkil olunmakda ise de; Çukurova'nın vüsat-i ziyade olduğundan hali (boş) yerleri çok idi. Ve bu esnada bir çok mühacirin-i Çerakise der-desti iskan olundi ise de , dağ halkı ovalarda yaşamadığından , onları dağlarda ve yaylalarda iskan etmek lazım geliyordu.
Maamafih biz kendi aşiretlerimizi iskan ile yeni yeni kasaba ve köyler teşkil ettiğimiz halde, hükümet için zaruri olan bina inşasına bab-ı ali mani olurken, artık buralarını düşünmeye vakit yok idi.
SİS'ten ADANA'ya gelirken,on sekiz saatlik mesafe boyunda SIRKINTI aşiretinin müceddeden bir çok köyler yapmakta olduğu görüldü.Ve bu köylerin bir kısmı SİS'e , bir kısmı da ADANA'ya ilhak ve iki müdirliğe taksim olunmak mukarrer olarak müdirleri tayin olunmuş ise de ,iki yerde birer küçük hükümet konağıyapılmak lazım geleceğinden başka , yeni açılmış ve henüz taht-ı inzibata alınmış olan kozan'a Adana!dan gidip gelecek pek çok tüccar bulunduğu halde, on sekiz saatlik bir günde kat edemiyeceklerinden , hiç olmaz ise bir gece beytutet için yarı yolda ve yeni yapılan karyelerden birinde bir han yapılmak lazım gelüp, aşiret halkı böyle şeylerin henüz ehemmiyetini takdir edemiyeceklerinden bu da hükümetin himmetine mevkuf idi. Ve böyle Han yapılacak bir mahalli münasibte bir miktar zabtiyye ikame etmek üzre bir de muhkemce karakolhane yapılmak lazım idi. Bab-ı alice ittihaz olunan usul-i tasarrufiye ise bunların cümlesine mani idi.Çukurova'nın mamuriyetini görüp, mütelezziz oldum.

FIRKA-İ İSLAHİYYE DÖNEMİNDE İMAMOĞLU BÖLGESİNİN TASVİRİ:

Evasıt-ı Rebiülahirde Fırka-i İslahiyye ile Osmaniye'den haareket ve Ceyhan nehrinden ubur ile bir gece Hemite kalesi harabesi civarında ve ceyhan nehri kenarında ve bir gece yine çukurova'da beytutet kılındı. Ve Ahmet MUHTAR beyin işarı tasdik olundu. Eğer evvelce gönderilen asker otları yakıp da yol açmış olmasaydı , bu ot deryası içinden geçmekte çok müşkilat çekilecekmiş. Çukurova bizim bilmediğimiz bir alem imiş. Bu otlar içerisinde atlıların giderken kargılarının uçları görünmüyordu.
Kuvve-i namiye burada derece-i neşvü nemasını fevkalede bir surette gösteriyordu. Her tarafında büyük küçük nehirler ve dereler akıyor, yağmurlar mevsiminde yağıyor, yağmadığı vakitte geceleri yer yüzüne düşen latif şebnem ile nebatatı besliyor, temmuz ve ağustos ayında her yerin otları kurumuş iken rengüzarımızda henüz solmağa yüz tutmuş ve bir tarafa serilüp serpilmiş ipek gibi otlar görülüp bunlar kaldırıldığı gibi altından taze otlar ve zümrüd gibi çimenler görünüyordu. Ne faydaki cevelangah-ı aşar olmağla hiç bir yerinde ziraat yok idi. Ca be ca kışın aşiretlerin kışladıkları yerlerde çadır yerleri ve ocak taşları görülüp ondan başka emare-i iskan u ikamet yok idi. Adım başında uçan durraç kuşları, ve C be ca seğirdüp kaçan Ceylan sürüleri bu mürg- zar-ı letafete şenlik veriyor ise de her köşesinde görülen yaban domuzları ile küçük yılanlar dahil insana vahşet veriyordu.
SİS kasabasından ADANA'ya onsekiz saat mesafe olup, burada köy ve kent yok idi. Ve burada kışlayan SIRKINTILI aşireti henüz yayladan inmemiş idi.
Fırka-i Islahiyenin 1865 yılında gerçekleştirdiği Kozandağı Harekatından sonra gündeme gelen göçebe ve dağlı köylerin iskanı, ekonomik ve sosyal hayatı canlandırılması icraatının en önemli yanı şahıslara tapu belgeleriyle mülkiyet arazileri vermek olmuştur.
1860 'lı yıllardan itibaren Çukurova ve Kozan yöresinde Ermenilerin arazi satın alma girişimleri artarak sürdü.
1860'lı yıllarda İstanbul'dan Adana'ya gelen Ermeni sarraflarından Nalbandyan, sonraki yıllarda Kozan- İmamoğlu arasındaki verimli araziden 12.000 dönüme yakın arazi satın alarak Çiftlik kurdu. Nalband Çiftliği olarak da anılan çiftliğin sahipleri Çukurova'nın her yerinde Ermeni zenginlerinin arazi satın almalarına öncülük ettiler.
Ermenilerin Çukurova - Kozan yöresinin verimli arazilerini ellerine geçirme çabalarının zararlı sonuçlara yol açacağını farkeden II. Abdülhamit bu hususta karşı proje geliştirdi. Bu projesini uygulatmak için konu ile ilgili deneyimli Abidin PAŞA'yı Adana Valiliğine atadı. 1880-1885 yılları arasında Adana Valiliği yapan Abidin PAŞA Ceyhan - Seyhan nehirleri sahillerinden uzanan alanda 80.000 dönüme ulaşan araziyi kendi üzerine tapulamıştı.
II. Abdülhamit 'in talimatıyla Çukurova'da 1880 -1890 yıllarında 'Mercimek Anavarza Devlet Çiftliği ' kurma çalışmaları sürdü. Çiftliğin sınırları: İmamoğlu - Adana yolu Handere'ye kadar...... Kuzey'de Çepelce suyunu izler. .....Anavarza'nın doğusundan Ceyhan nehrine kavuşur. ..Batı'da Tumlukale, Toybuk'u içine alır. Mercimek Köyü çiftliğin merkezidir. Serasker adına 280.000 dönümdür.
II: Abdulhamit Çukurova'nın orta yerinde bu Çiftliği kurarken Ermeni'lerin ve yabancıların arazi satın alarak Devlet hakimiyetini sarsmalarının önüne geçiyordu.
İŞGAL YILLARINDA İMAMOĞLU:
I. Dünya savaşı sonunda 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi hükümlerine dayanarak Fransız işgal güçleri 20 Aralık 1918 günü Adana'yı , müteakiben 8 mart 1919 günü Kozan'ı işgal etti.

7 mart 1919 günü sabahleyin Adana'dan hareket eden Fransızlar İmamoğlu üzerinden Kozan'a doğru ilerlediler. 8 mart 1919 günü Kozan'da Fransız Kontrol Yönetimi kuruldu.

Kozan Müdafa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu. İlk iş olarak Milis Güçleri oluşturularak, Grup komutanlıkları kuruldu.Kurulan 12 adet grup komutanlığından birincisi Koyunevi Tabur Komutanlığıdır.Koyunevi günümüzde imamoğlu'na bağlı bir köydür.1. Koyunevi Tabur Komutanı Sarıbahçeli Ahmet AĞA, Kırmızı OSMAN, Ağzı karaca Köyünden Musa HOCA (ÖZDEMİR)
Adana ve Kozan'ın fransızlar tarafından işgali ile Ermeni komitacılarının zulümleri döneminde İmamoğlu'nun durumunu Kozanlı Milli Mücahit Halil TOPALOĞLU'nun HATIRALARI isimli kitaptan öğreniyoruz. Cezmi YURTSEVER ile Metin TOPALOĞLU'nun kaleme aldığı Halil TOPALOĞLU'NUN HATIRALARI kitabında İmamoğlu ile ilgili bilgilere (aşağıda) yer verilmiştir.
Kozan ile Adana'nın Fransızlar tarafından işgalinden sonra işgal güçlerine karşı milis mücadelesi veren Halil TOPALOĞLU, Hulisi KURTOĞLU, Hasan SEHLİKOĞLU gibi değerli şahsiyetlerin İmamoğlu civarı köyler ile yakın temasları olmuştur.
Koyunevinde toplanan Sırkıntı Beyleri Berber yörük aşireti ileri gelenleri kendi aralarında iaşe reisi seçtiler. Saygeçit'ten Kırmızı Osman, Mehmet Efendi, Çerkez Bey, Kuva-i Milliye'nin daha önce Andırın ve Kadirli'de uygulamaya koyduğu teşkilatlanma örnek alındı. Yöredeki halktan milli mücadele için yardım toplandı.
Kozan'ın işgali döneminde Koyunevi Köyünde karargah kuruldu, Hulusi bey ve emrindeki kuvvetler Kozan savaşlarını buradan idare etmişler. Koyunevi'ne çekilen telgraf hattı ile Haçin cephesindeki Doğan Bey ile haberleşme sağlanmıştır.
Kozan Kuvay-i Milliyesinin örgütleniş şekli , bir bakıma Kozan'ı Türkleştiren yöreye yerleşip yurt tutan, Yörük, Türkmen ve Tatarların soy ve boy yapılarına dayandırılmıştır. Kozan'ın doğu cephesi genelde Bayatlı Türkmenleri sayılan Akçalılar...; Kuzey tarafı Karacalı, mansurlu, farsaklar, karabucak Tatarları..., Batı cephesi ise Berber, Sırkıntı ve Kırıntı aşiret kuvvetlerine dayanıyordu.
Kozan'ın ova bölgesi Kuvay-i Milliye Teşkilatlanma Reisi Halil Topaloğlu'nun Arslanlı Bölük Teşkilatında şimdiki İmamoğlu İlçesininin bağlı köylerinden Sokudaş'tan Çavuş Çapanoğlu İsmail, Ayvalı'dan Kara Kahyaoğlu Ali Onbaşı, ve ayrıca silahlı milisler bulunmaktadır. İmamoğlu ilçesinin şimdiki bağlı köyleri fransız işgalinde Ermenilerin baskısına ve zulmüne uğramışlardır. Bu mezalimin sadece bir kısmı kayıtlara geçmiştir. Danacılı köyünden Hatipzade Abdulkadir Efendi ve dört arkadaşı Adana'ya hayvan satmak için giderken Sarıçam'da Kozan ermeni Komitacıları tarafından öldürüldüler. Ağanın köprüsünde İmamoğlu Tırmıl arası akşam namazı kılmak için Kuyubaşı'na inen Cinfalcı Amile hanımı ve çocukları Urumluoğlu Osman, Gaffar oğlu Osman ve Mustafa feci şekilde ermenilerce öldürülmüştür.
Milli Kuvvetlerin 27 Mart 1920 tarihinde Kadirli'ye girmelerinden sonra Adana ermenilerinin Kadirli ve Kozan'a geçme teşebbüsleri İmamoğlu bölgesinde hareketliliğe yol açmiştır. Bilindiği gibi İmamoğlu bir geçiş bölgesidir. Sırkıntı takım komutanı Kemaleddin ve Karakol kumandanı Nazmi Beyler 1 nisan 1920 tarihi itibariyle Kozan ova bölgesi kuva-i milliye teşkilatı reisi Halil Topaloğluna yolladıkları raporda :'... tarif etmiş olduğunuz yerlere gözcü göndereceğim. Öyle bir şey olursa hemen derhal İmamoğlu'na ve Koyunevi'ne haber veririm.' ifadeleri ile bölgeyi kontrol altında tuttuklarını belirtmiştir.
5 Nisan 1920 günü Tufan imzasıyla Topalzade Halil Efendiye bir mektup geldi.Mektupta yapılması gerekenler izah ediliyordu.:' Kozan civarında başıbozuk sürüleriyle dolaşan AYDINLI aşiretinden bir bölük kurulması, onların da Milli Mücadeleye katılmaları isteniyordu. Tufan bey, Halil Efendi'nin Aydınlı aşireti üzerindeki nüfuzunu gayet iyi biliyordu.Kuzeyden Kozan, Güneyden İmamoğlu cephelerinin keşif ve civarınızdaki diğer bölüklerle irtibat tesis ederek her hangi bir cepheden gelecek düşmana karşı birlikte hareket edilmelidir.' Bu talimat üzerine Aydınlı yörüklerinin Çukurova'dan Toros dağlarına serbest hareket etmeleri yasaklandı. Milli kuvvetler saflarında savaşa katılmaları beklendi.
5 Mayıs 1920 tarihinde Fransız Kuvvetlerinin Adana'dan hareket ederek SİS'e doğru iki top ve önemli sayıda süvari , piyade kuvvetleri ile gelmekte olduğu haberi alındı. Saygeçit Müfrezeler Kumandanı BORAN imzasıyla alarm emri bütün kuvvetlere iletildi. Koyunevi'nden faaliyet gösteren Sırkıntılar Grup Komutanlığı da alarma uydu.
Fransız Kontrol Yönetimi, Türk Milis güçlerinin KOZAN'a hücum edecekleri duyumunu alır. Bunun üzerine 1 Haziran'ı 2 Haziran'a bağlayan gece yarısından sonra Fransız işgal güçleri Kozan'ı boşaltırlar. 2 Haziran 1920 günü Türk Milis Güçleri Kozan'a girdiler. Böylece, 1 yıl 2 ay 24 gün işgal altında kalan Kozan ve Çevresi düşmandan temizlenir.
Kozan 1923 -1926 yılları arasında vilayetlik yapmış, 1926 yılında tekrar Adana Vilayetine bağlı ilçe haline dönüşmüştür.
CUMHURİYET DÖNEMİNDE İMAMOĞLU
Bu günkü İmamoğlu İlçe merkezinin yerinde eskiden ‘Garipler Mezarlığı' bulunurmuş. Çevredeki konar- göçerler cenazelerini buradaki mezarlığa defnederlermiş. Bu mezarlık zaman içerisinde kaldırılarak yerleşime açılmış. Bu bölgenin aynı zamanda önceleri bataklık olduğu ve bol miktarda sivri sinek ve sıtma olduğundan yerleşime açılmadığı; ancak yol güzergahı konumu nedeniyle geliştiği rivayet edilmektedir.
Bu günkü ilçe merkezinde, Toroslardan doğan Çepelce deresinin iki kolunun birleştiği köprübaşında (bu günkü İlçe merkezi) konaklama yeri olarak bir hanın bulunduğu rivayet edilmiştir. Bu rivayet Kozan ile Adana arasında ulaşımın sağlanması açısından gerekli olduğundan doğru kabul edilmiştir.
İmamoğlu Bölgesi hali (boş) alan olduğundan iskana müsait bölge belirlenerek, Anadolu dışından gelecek Türk asıllı kişilere tahsis edilmiştir. Bu yüzden 1936 yılında Romanya'dan gelen göçmenler ilçeye bağlı koyunevi ,Yazıtepe , Ayvalı köylerine yerleşmişler. Ayrıca, 1938 yılında gelen göçmenler de bugünkü ilçe merkezinin bulunduğu yere hükümetçe yerleştirilmişlerdir. Daha sonra Ceyhan ve Kozan ilçelerinde bulunan Romanya Göçmenleri de İmamoğlu'na taşınmışlardır.
İMAMOĞLU, Koyunevi köyünün bir mahallesi iken ,1940 yılında köy tüzel kişiliğine kavuşmuştur.
1946 yılından itibaren göçer yörükler ile civar köylerde barınan yarı göçebe hayatı yaşayan aşiretler de İmamoğlu'nda mesken tutmuşlardır.
02/10/1946 (1949) yılında Daimi Asayış Karakolu olarak Jandarma teşkilatı kuruldu.
1950 yılında Bulgaristan göçmenleri iskan edildi.
İmamoğlu'nda Bucak teşkilatı 30/07/1950 tarihinde kuruldu. (1959)
İmamoğlu'nda Belediye teşkilatı 1964 yılında kuruldu.
İmamoğlu, 19/06/1987 tarihli ve 3392 sayılı 103 ilçe kurulması hakkında kanun ile ilçe oldu.
Not:İmamoğlu Kaymakamlığı tarafından yayınlanan kitaptan alınmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder