5 Ağustos 2019 Pazartesi
2 Ekim 2014 Perşembe
SIRKINTI TÜRKMENLERİNİN MENŞEİİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Şamil
YAZAN
Araştırmacı-Yazar
Sırkıntı
Türkmenleri Çukurova’nın en önemli Türkmen Topluluklarından birisi olmasına
rağmen hakkında fazla bilgi olmaması dikkat çekicidir. Sırkıntı Türkmenleri
üzerine fazla araştırma olmamasına rağmen Sırkıntı Türkmenlerinin menşeii
konusunda bilgi kirliliğin olması daha da şaşırılacak şeydir. İşte bu yazı
çalışmamızda Sırkıntı Türkmenlerinin Avşar olduğu yönündeki iddiaları
değerlendireceğiz.
Sırkıntı
Türkmenlerinin Avşar olduğu iddiasını dile getirenlerin başında Yusuf Halaçoğlu, S. Burhanettin Akbaş ve Adnan Menderes Kaya bulunmaktadır. Adnan
Menderes Kaya’nın “Avşar Türkmenleri” isimli eserinde Sırkıntı Türkmenleriyle
ilgili şöyle bir ifade vardır:”Çukurova’nın en büyük aşiretlerinden biri olan
Sırkıntı Aşireti batılı seyyahlar atarfından Afşarlara mensup bir oymak olarak
gösterilmektedir.”[1] Aynı
ifadeyi S. Burhanettin Akbaş’ın “Kayseri’de Yörükler ve Türkmeler” isimli
eserinde görmekteyiz.[2]
Bu iki yazarın ifadelerinden sanki birden fazla batılı seyyahın Sırkıntı
Türkmenlerinin Avşar olduğunu belirttiği gibi anlam çıkıyor. Oysaki kaynak
olarak gösterdikleri Faruk Sümer’in makalesinde[3]
böyle bir anlam çıkaracak ifadeyi göremiyoruz. Faruk Sümer bir Alman seyyahının
ifadesinden Kozanoğullarında Avşar olabileceğini belirtiyor. Faruk Sümer yine
de Kozanoğullarının Farsak olma ihtimalinin olabileceğini belirtmektedir.Faruk
Sümer’in aynı Avrupalı seyyah dayanarak “Sırkıntıoğlu’nun
ve hatta Karsantıoğlu’nun Avşar Beylerinden oldukları sözüne inanılabilir.”
demektedir. Faruk Sümer’in bu ifadesinden anlaşılacağı üzere bu tahmindir.
Ayrıca Faruk Sümer’in bu ifadelerinden anlaşılacağı üzere böyle bir iddiaya
kaynak olan başka bir Avrupalı seyyah
yoktur. Sonuç olarak Faruk Sümer’in
Osmanlı arşivindeki ” Zikr olunan Sırkındılı nam-ı diğer Alaeddinlü
me’a Kara Dirlik Bozdoğan taifesinden olup..”[4]
ifadesini görmüş olsaydı zaten Sırkıntı Türkmenlerinin Avşar olduğu yönünde bir
görüş belirtmezdi.
Yusuf Halaçoğlu’nun Çukurova ilgili eserlerinde Sırkıntı
Türkmenlerinin Avşar olduğunu belirten bir ifadeye rastlamadık ama Yusuf Halaçoğlu’nun
konferanslarında veya basın açıklamalarında bu yönde bir açıklama yaptığını
biliyoruz. Yusuf Halaçoğlu’nun hangi kaynağa dayanarak Sırkıntı Türkmenlerinin
Avşar olduğunu söylüyor bunu bilemiyoruz. Tahminimize göre Yusuıf Halaçoğlu’nun
kaynak olarak yukarıda bahsettiğimiz
Faruk Sümer’in makalesidir.
Sonuç
olarak Sırkıntı Türkmenleri üzerine yeterince çalışma olmadığı ortadadır. Bu
yüzden Sırkıntı Türkmenleri hakkında bilgi karışıklılığının olması normaldir. İlerde
yayınlayacağım “Sırkıntı Türkmenleri”
isimli çalışma bu konudaki boşluğu dolduracaktır.
[1] Adnan Menderes Kaya, Avşar Türkmenleri, Geçit Yayınları, Kayseri 2004,s.197
[2] S. Burhanettin Akbaş, Kayseri’de Yörükler ve Türkmenler,
Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları, Kayseri 2005, s.168
[3]
Faruk Sümer, “Çukurova Tarihine Dair
Araştırmalar”, Tarih Araştırmaları
Dergisi, Cilt I, Sayı I, Ankara 1963, s.84,85
[4]
MAD 6890, s.32
28 Mart 2014 Cuma
SIRKINTI TÜRKMENLERİ TARİHİ ÜZERİNE NOTLAR
Şamil
YAZAN
Araştırmacı-Yazar
Sırkıntı Türkmenleri üzerine en geniş
bilgisi sahip biri olarak Sırkıntı Türkmenleri üzerine konuşması gereken biri
olarak bu yazıyı kaleme aldım. Bu yazının amacı Yukarı Sırkıntı Nahiyesi
tanıtmak ve Sırkıntı Türkmenlerinin günümüzde mensupları üzerine
düşüncelerimizi paylaşmaktır.
1.Geçmişten Günümüze
Sırkıntı Türkmenleri
Gerek Ahmet Cevdet Paşa ve gerekse Faruk
Sümer Sırkıntı Türkmenlerinin Çukurova’nın en büyük Türkmen topluluğundan biri
olarak nitelemektedir. Faruk Sümer’e göre Sırkıntı Türkmenleri Çukurova’da 18
köye iskân edilmişlerdir. Bize göre Faruk Sümer’in verdiği rakam eksiktir.
Ayrıca Faruk Sümer’in bahsettiği 18 köyün hemen hepsini biliriz. Ama bu
köylerde kendini Sırkıntı diyen insan çok fazla değildir. Bu durumun sebebi
nedir? Neden bazı insanlar kendileri Sırkıntı olarak ifade ederken; bazı
insanlarda Sırkıntı’ya mensup olduğu halde kendini Sırkıntı olarak ifade etmez?
İşte bu soruların cevabını aramaya çalışacağız. Bu soruların cevabını madde
inceleyelim:
ü Günümüzde
kendini Sırkıntı olarak ifade eden insanlar bey ailesindendir. Yani aile
arasında çok iyi bilinen meşhur Murtaza Beyin torunları olmaktadır.
ü
Bey ailesinde mensubiyet şuuru daha fazla
olduğu için bu aileye mensup birçok kimse Sırkıntı soyadını almıştır.
ü
Bey
ailesinde mensubiyet şuuru çok fazla olduğu için geçmişle anlatılanlar kuşaktan
kuşağa aktarılabilmiştir.
ü
Gerek
Osmanlı ve gerekse Cumhuriyet’in iskân siyaseti Bey ailesi dışındaki Sırkıntı
Türkmenleri mensuplarının mensubiyet şuurlarını tamamen ortadan kaldırmıştır.
ü
Gerek Osmanlı Arşivinde bahsedilen ve gerekse
Faruk Sümer’in bahsettiği köylerde yaşayan insanlar kendilerini Berber olarak
nitelemektedirler. Ayrıca bu insanlar bu köylerinde kurucularıdır. Bu köyler
Fırka-i İslâhiye’nin Çukurova’da gerçekleştirdiği ıslahatlar neticesinde
kurulmuştur.
ü
Bu 18 köyde Berberler dışında yaşayan kişiler
yöremizde Aydınlılar (Yörükler) diye
bilinmektedir ve Osmanlı Döneminin daha sonraki tarihlerinde veya Cumhuriyet
Döneminde iskân olunmuşlardır.
ü
Kendilerini Berber diye ifade eden kişiler
aslında Sırkıntı’ya mensupturlar.
ü Zaten
Berberlerin ileri gelen isimlerini ( Abdi Uşağı ve Deli Hasan gibi) Sırkıntı’ya
ait 1721 tarihli ait bir kaynakta da görmekteyiz. Bu kaynakta Sırkıntı’ya mensup kişilerin
isimleri yer almaktadır. Yukarıda saydığımız isimleri de bu kaynakta
görmekteyiz.
2. Yukarı Sırkıntı Nahiyesi
Nahiye 1865 tarihinde Fırka-i İslâhiye’nin Çukurova’da
gerçekleştirdiği ıslahatlar neticesinde kurulmuştur. Nahiye Kozan’ın güney-batısında
ve İmamoğlu’nun batı ve kuzey- batısında yer almaktaydı. Nahiyenin ilk nahiye
müdürü Sırkıntılı Ahmet Ağadır. Nahiye Kozan Sancağının Sis Kazasına bağlıydı.
Adana Vilayet Salnamelerinden elde ettiğimiz bilgilere göre 19. ve 20 yüzyılda
nahiyeye bağlı köyler şunlardır: Turunçlu, Karacaören, Bağtepe, Zerdali,
Damyeri, Tepecikören, Camiören, Alaybeyi, Abdalören, Koyunevi, Otluk, Çörten ve
Sayca. Nahiyenin idare merkezinin birkaç defa değiştiğini görmekteyiz. Bu
nahiye İle ayrıntılı bilgiyi ilerde yayınlamayı düşündüğümüz ve hazırlıklarına
başladığımız Sırkıntı Türkmenleri isimli eserimizde bulabileceksiniz.
Bu nahiye ile ilgi yanlış bir kanıda
isminin değiştiği yönündedir. Sırkıntı’ya mensup birçok kişiyle
görüştüğümde bana Kozan’a bağlı Tepecikören Köyünün eski adının Sırkıntı
olduğunu daha sonra değiştirildiğini belirttiler. Hatta Tepecikören Köyünün
isminin Sırkıntı olarak değiştirilmesini önerenler bile var. Oysa ben bu
görüşte değilim. Bunun nedenlerini madde
madde açıklayayım:
ü Sırkıntı bir aşiret ismi olduğu kadar Osmanlı
Döneminde nahiye ismidir. Üstelik bir nahiye değil iki nahiyenin ismidir. Kozan’a
bağlı nahiyenin ismi Yukarı Sırkıntı Nahiyesidir.
ü Osmanlı
geleneğinde bir nahiyenin veya kazanın merkezinin farklı bir ismi daima olurdu.
Tek istisna büyük şehirlerin merkezleri de aynı adla anılırdı. İstanbul ve
Adana gibi….Kadirli Osmanlı dönemindeki adı Kars olup merkezi idari yeri olan
bugünkü Kadirli’nin yeri Pazar diye bilinmekteydi. Yukarı Sırkıntı Nahiyesinin
idari yerleri sırasıyla Camili ve Tepecikören Köyü olmuştur. Yani Osmanlı
Döneminde hiçbir köyün adı Sırkıntı olmamıştır. Halk arasında Sakardaş olarak
bilinen yerin ismi Osmanlı kaynaklarında yine Tepecikören idi.
ü Eğer bir yerin
Sırkıntı olarak değiştirilecekse bu Tepecikören Köyü’nün ismi değildir.
Değiştirilecek yerin ismi Ceyhan’a bağlı Sağkaya Beldesidir. Çünkü bu yerin
eski ismi Kırmıt olup Aşağı Sırkıntı Nahiyesinin idari merkezi idi. Sağkaya Belediyelik
olduğu için Sırkıntı adını alması daha mantıklıdır
ü Son olarak
Tepecikören Köyü belediyelik olursa Sırkıntı ismini alması gerekir. Ama köy
konumunda kalırsa Sırkıntı adını almasına gerek yok. Çünkü tarihi gerçeklikle
ters düşer.
9 Ocak 2014 Perşembe
İMAMOĞLULU ŞAIR VE YAZAR HASAN HÜSEYIN ÇABUK’TAN YENI BIR ESER
Şamil YAZAN
Araştırmacı-Yazar
Hasan Hüseyin
Hoca’yı İmamoğlu üzerine çalışmaya başladığımda tanımıştım. Hoca o sıralar
Çukurova’da Yörükler isimli eserini yayınlamıştı. Bende Fikret Aslan’ın İmamoğlu
İlçesi’nin Tarihçesi isimli eseri düzelterek yayınlamak üzereydim. İşte kitabın
matbaa işleriyle uğraşırken Hasan Hüseyin Hoca’nın da kitabını aynı matbaada
çıkardığını öğrendim. Kendisiyle tanışmak üzere bir not bıraktım. Ama bizim
matbaa yoğunluktan olsa gerek benim notumu Hasan Hüseyin Hoca’ya vermeyi
unutmuşlar. Ama Hasan Hüseyin Hoca’yla matbaada karşılaşma şansımız oldu. Hemen
kendimi tanıttım. Kendisi de hemen kitabını imzalayarak bana hediye etti.
İmamoğlu üzerine çalıştığımı belirttim. Kendisi de yaptığım çalışma hakkında:
İmamoğlu’nun buna büyük bir ihtiyacı olduğunu belirtti. Ben de hemen
hazırlığını sürdürdüğüm Sosyal ve Kültürel Yapısıyla İmamoğlu Tarihi isimli
çalışmamda Hocama da yer verdim. Az da olsa Hocamın İmamoğlulu bir yazar ve şair
olarak bilinmesini istedi.
İmamoğlu’ndan
yetişmiş ve yazmayı seven birisiyle tanışmak beni oldukça mutlu etmişti. Çünkü
İmamoğlu’nda bu tür kültürel çalışmalara hazır değildi ve bu düşüncemde de
yanılmadığıma inanıyorum. İmamoğlu’nda yetişmiş biri olarak bir nebze olsa
yaşadığım aydın yalnızlığından Hasan Hüseyin Hoca sayesinde kurtulmuş oldum.
Çünkü İmamoğlu’nda yazan ve üreten insan yok denecek kadar azdır ve yazan ve
üreten insana da İmamoğlu’nda zerre kadar değer verilmez. Ne diyelim bu da İmamoğlu’nun idarecilerinin
bir kabahati olsa gerek...
İmamoğlu’nda
kültürel hareketlilik yok derken hemen imdadıma Hasan Hüseyin Hoca’nın ikinci
çalışması olan Elöpen Sıcağı isimli öykü çalışması çıktı karşıma. Hoca, öykü
kitabı hazırlığını daha önce bana söylemişti. Ama kitap okumanın sevilmediği ve
yazmanın ise gereksiz görüldüğü İmamoğlu’nda İmamoğlulu bir şairin yeni kitabı
bende heyecan yaratmayacak ne olacaktı?
Gelin
isterseniz yazarımızı tanıyalım: Hasan Hüseyin Hoca, İmamoğlu’nun Camili
Köyü’ndendir. Kendi tabiriyle çadırda doğdu. İlkokulu kendi köyünde okudu. Daha sonra öğretmeninin teşvikiyle Düziçi
İlköğretmen Okulu’na gitti. Buradan 1968 yılında mezun oldu. 26 yıl yurdun
değişik yerlerinde öğretmenli yaptı. 1993 tarihinde emekli oldu. Yazarımız
eskidende edebiyatla ilgilenmekteydi, ama emekli olduktan sonra yazmaya daha
çok ağırlık verdi. Toplumcu-Gerçekçi bir çizgide yazmaya gayret göstermekte
olup birçok gazete ve dergide öyküleri
Daha öncede
belirttik o çadırda doğdu. Yani tam bir Yörük... İmamoğlu’nun Hayta Yörüklerinden olmaktadır.
Belki de bu Yörüklük duyguları kendisini Yörükler üzerine bir kitap yazmaya
iten. Hoca Çukurova’da Yörükler
çalışmasını hazırlarken birçok yeri de gezmiştir. Bu yönüyle eser ilginç bir
çalışmadır. Neyse sözü fazla uzatmayarak
Hoca’nın yeni çalışmasına getireyim. Yeni çalışması Elöpen Sıcağı isminde olup
tam 107 sayfadır. Kitap da 17 tane
hikâye vardır. Hoca hikâyelerinin konusunu çevresinden seçmiştir. Aslında
kitabı biraz dikkatli bakıldığında Türkiye’nin yaşadığı değişimim izlerini de
görmek mümkündür. Özellikle şehirleşme olgusunun insanlarda yarattığı
çelişkiler hikâyelerde sık görülmektedir. “Sıradan Bir Eğitim” isimli öyküde
“Öğretmen okuluna başladığım ilk günler en büyük zorluğum masada yemek yerken
oldu. Bir türlü yemek yiyecek şekilde oturmayı beceremiyordum. Çoğu zaman sağa
sola döküyordum.”böyle bir olayın yaşanmış olması şehirleşme olgusunun
getirdiği çelişki olsa gerek.
“Tarımı Nasıl
Makineleştirdik” isimli öyküde ise teknoloji karşısında yaşanan çelişkiler ve
komiklikler güzel bir üslûpla anlatılmıştır. Avrupa Birliği uygulamalarının
halk arasında nasıl algılandığı ve nasıl bir tepki aldıkları “Kopenhag
Kriterleri ve İnek”, “Kopenhag Kriterleri ve Trafik” hikâyelerinde edile
gelmiştir.
Hikâye
kitabına baktığımızda yeni kelimelerde öğrendiğimizi görüyoruz. Halk arasında
Elöpen adıyla bilinen bir kertenkele olduğunu ve bu kertenkele ele alındığında
sürekli dilini çıkarırınmış. Bu yüzden Elöpen adını almış. Sığır sürüsüne nahır dendiğini ondan
öğreniyoruz. Kese yoğurdundan yapılan ayrana Çalkamaç dendiğini yine ondan
öğreniyoruz. Ayrıca Hoca eski kelimeleri hatırlatmakla yetinmeyerek karpuz,
kabak karışımına Karbak diyerek yeni kelimelerde türetmektedir.
Daha önce de
belirttiğimiz üzere Toplumcu-Gerçekçi bir çizgide yazmaya çalışmaktadır. Bu
yüzden olsa gerek Hoca hikâyelerinde vermek istediği mesajı hikâyelerin sonunda
açık açık vermektedir. Yani hikâyeden çıkacak sonucu okuyucunun bulmasına
bırakmamaktadır. “Müsait Bir Yerde” isimli öykünün sonunda. “ Esas olan
hepimizin karşılıklı sevgi ve saygı içinde olmamızdır” diyerek verilmek istenen
mesaj direk verilmiştir.
Eser hakkında
söylenecek çok şey ama bu yazının amacını belki aşabilir. Nede olsa edebiyat
eleştirmenliği benim uzmanlık alanım değil. Bizimki sadece hocanın kitabına bir
merhaba diyebilmektir. Son olarak Hasan Hüseyin Hoca iyi ki varsın. İyi ki
yazıyorsun.
21 Aralık 2013 Cumartesi
TBMM TUTANAKLARINDA İMAMOĞLU VE SIRKINTI NAHİYESİ
Şamil YAZAN
Araştırmacı-Yazar
Seyhan Milletvekili Cezmi Türk’ün 14.XI. 1952 tarihinde
(Cuma günü) TBMM’nde yaptığı konuşmadan İmamoğlu ve Sırkıntı Nahiyesi ilgili
geçen kısımları
.......Kendilerinin bitirilmiş olarak gösterdikleri köy yollarından bahsedeceğim. İmamoğlu köyünün 15 kilometre ilerisinde bir nahiye merkezimiz vardır, Sırkıntı nahiyesinin kışın Kozan kasabası ile alâkası tamamen kesildiği gibi yaz mevsiminde' de biz ancak jiple oralara gidebiliyoruz. Sayın Bakana hatırlatmak isterim ki; memleketimiz henüz kağnılar memleketidir (sayfa 134)
Seçim dairemizi yakında gezmişler iki doktorun bulunduğu bir köyden bahsettiler. Filhakika İmamoğlu adında bir köyümüz vardır. ......(Sayfa 134)
Kaynak: TBMM Tutanak Dergisi, Dönem IX, Cilt 17, Toplantı 3
.......Kendilerinin bitirilmiş olarak gösterdikleri köy yollarından bahsedeceğim. İmamoğlu köyünün 15 kilometre ilerisinde bir nahiye merkezimiz vardır, Sırkıntı nahiyesinin kışın Kozan kasabası ile alâkası tamamen kesildiği gibi yaz mevsiminde' de biz ancak jiple oralara gidebiliyoruz. Sayın Bakana hatırlatmak isterim ki; memleketimiz henüz kağnılar memleketidir (sayfa 134)
Seçim dairemizi yakında gezmişler iki doktorun bulunduğu bir köyden bahsettiler. Filhakika İmamoğlu adında bir köyümüz vardır. ......(Sayfa 134)
Kaynak: TBMM Tutanak Dergisi, Dönem IX, Cilt 17, Toplantı 3
İkici Birleşim 3.11.1967 Cuma
Adana Milletvekili Kemal
Sarıibrahimoğlu'nun Sorusu
Ceyhan'ın Tutlupınar, Sanmazı, Mercin -Cihanbekirli,
Kösreli, Kadirli ilçesinin Satır, Yalınızdut - Eırdel, Kozan'ın Sırkıntı
Nahiyesi yollarının bakımı 1967 programına alınmış mıdır? Bu yıl fazla yağış ve
seller yüzünden tahrib olan köprüleri, menfezleri süratle yapılıp tamirleri
ikmal edilecek midir? (Sayfa 39-40)
Turgut Toker, Köy İşleri Bakanın
cevabı
Ceyhan'ın Kösreli köyü ile
Kozan'ın Sırkıntı bucağı yolu Karayolları Genel Müdürlüğüne aittir.( Sayfa 40)
|
Yapılan
|
İlçenin Adı
|
Yolun Adı
|
km
|
|
Bakım
|
Kozan
|
İlt-Danacılı
|
3
|
|
Bakım
|
Kozan
|
İlt-Koyunevi,Yazıtepe,Alaybeyi,Camili
|
11
|
|
Bakım
|
Kozan
|
İlt-Ayvalı,Sokudaş, Sokudaş Mah.
|
9
|
|
Bakım
|
Kozan
|
İlt-Ağzıkaraca
|
4
|
|
Bakım
|
Kozan
|
İlt-Ufacıkören
|
2
|
Kaynak: TBMM Tutanak Dergisi,
Dönem 2, Cilt 22, Toplantı 3
30 Kasım 2013 Cumartesi
İMAMOĞLU’NDA EĞİTİMİN TEMEL MESELELERİ
Şamil
YAZAN
Araştırmacı-Yazar
İmamoğlu’nda
AKP’li bir yetkili İmamoğlu’nda öğretmen sorunu hallettiğini söylemişti.
Politikacıların doğasından mıdır nedir? Bu zat meydanı boş bulmuş atıp
tutmaktaydı. Nitekim İmamoğlu’nda başka bir AKP yetkilisi Ankara’ya İmamoğlu’na
öğretmen atanması için gittiklerini ama İmamoğlu’na bir öğretmen dahi
atatamadıklarını ve atanan tüm öğretmenlerin Güney Doğu Anadolu’ya
atandıklarını belirtmişti. Bir AKP’li arkadaşım AKP’nin Milli Eğitimdeki tüm
sorunları yakında çözeceğini söylemişti. Bir AKP’li vatandaş da doktorları
hizaya getirdiklerini sıranın öğretmenlere geldiğini belirtmişti. O günden
bugüne uzun bir süre geçti ama AKP eğitimdeki sorunları çözmek yerine
eğitimdeki sorunları daha karmaşık hale getirmiştir. İşte bu yazımızın
konusunda eğitimle alakalı olacaktır ama eğitim boylu boyuna karmaşık ve
tartışmalı konudur. Biz de İmamoğlu’nda eğitimin sorunlara değinerek AKP’nin
neden eğitimde başarısız olduğunu belirteceğiz. Bunu yaparken de devletin
İmamoğlu için verdiği resmi istatistiklerden yararlanacağız.
1.Okul
ve Derslik Sorunu
|
Eğitim-Öğretim Yılı
|
2006-2007
|
2007-2008
|
2008-2009
|
2009-2010
|
2010-2011
|
|
Öğrenci
Sayısı
|
6286
|
6255
|
5.001
|
5066
|
6.213
|
|
Okul Sayısı
|
28
|
30
|
29
|
29
|
29
|
|
Derslik
Sayısı
|
225
|
228
|
193
|
193
|
193
|
|
Öğretmen
Sayısı
|
261
|
274
|
261
|
251
|
167
|
2006-2011 verilerine göre İmamoğlu’na yeni bir okul
yapılmadığı görülmektedir. Hatta 2006-2007 tarihlerinde 30 okul varken
2008-2009 yılları arasında 29 okul görünmektedir. Derslik sayılarına baktığımız
zaman bir azalma görülmektedir. Buda bazı sınıfların birleştirildiğini
göstermektedir.2010-2011 tarihleri arasında anaokulu derslik sayısı 22 ve şube
sayısı 22 ve şube başına düşen öğrenci sayısı 17’dir. İlköğretimde derslik
sayısı 171, şube sayısı 204 şube başına düşen öğrenci sayısı 22’dir. Lisede
derslik sayısı 35, şube sayısı 40 ve şube başına düşen öğrenci sayısı 30’dur.
2013 verilerine göre okul sayısı 32, derslik sayısı 214’dir Verdiğimiz
bilgilerden İmamoğluların çocuklarını anaokuluna göndermedikleri
anlaşılmaktadır. Özellikle anaokulunun maliyetli olması bunda büyük bir
etkendir. Lisede sınıf başına düşen öğrencinin 30 olması eğitimin kalitesinin
düşmesine sebep olmaktadır. İlköğretimdeki sınıf başına düşen öğrenci 22 olarak
gösterilse de bu abartıdan ibarettir. Çünkü İmamoğlu’nda bazı okullarda sınıf
mevcudunun 30-35 olduğu bilinen bir geçektir.2013 tarihindeki verilere
baktığımız zaman okul ve derslik sayısında artma görülmektedir. 4+4+4 sistemi
düşünüldüğünde okul ve derslik sayısının yetersizliği ortadadır. Buradaki
sorunun diğer kaynağı da İmamoğlulu AKP’lilerin beceriksizlikleridir. Nitekim
Anadolu Lisesinin yapım yeri konusunda anlaşamayan AKP’li yetkililer Anadolu
Lisesi için ayrılan ödeneğin başka yere gitmesine neden olmuşlardır. Anadolu
Lisesi yapılmış ama oldukça geç yapılmıştır.
2.
Öğretmen Sorunu
|
Açıklama
|
Sayı
|
|
Bakanlık Tarafından İlçemize
Tahsis Edilen Norm Kadro
|
352
|
|
Mevcut Öğretmen Sayısı
|
207
|
|
Öğretmen İhtiyacı
|
145
|
|
İlçe Norm Kadro Durumuna Göre
Fazla Öğretmen Sayısı
|
-
|
Yukarıdaki tabloya
baktığımız zaman İmamoğlu’nun öğretmen ihtiyacının 145 olduğu görülmektedir.
4+4+4 sistemini düşündüğümüzde İmamoğlu’nun öğretmen ihtiyacının 200-250
olduğunu söyleyebiliriz. 2013 verilerine göre öğretmen sayısı 279’dur. 2013
öğretmen sayısı 4+4+4 sisteminin İmamoğlu’na öğretmen atanmasında fazlaca
etkili olmadığı görülmektedir. Ayrıca ilköğretimin ikiye ayrıldığını düşünürsek
ilkokullarda öğretmen fazlalığının yaşandığını düşünebiliriz. Hatta bazı branş
öğretmenlerinin İmamoğlu’nda bulunmadığı söylenmektedir. 2010 öncesinde
istatistiklere göre İmamoğlu’nda bulunan rehber öğretmen sayısı 4’tür. Ayrıca
öğretmen ihtiyacı ücretli olarak karşılanmaktadır. Bu durum İmamoğlu’nda
eğitimin kalitesini düşüren en büyük etkenlerin başında gelmektedir. Bir diğer
sorunda İmamoğlu’nda bulunan öğretmenlerin Kozan ve Adana’ya geliş-gidiş
yaptıkları gerçeğidir. Öğretmenlerin İmamoğlu’nda sosyal ve kültürel
faaliyetlerin olmaması bunda en büyük etkendir. Ayrıca Milli Eğitim sisteminden
kaynaklanan sorunlar yüzünden İmamoğlu’na tayini çıkan öğretmenlerin 2-3 yıl
içinde bir yolunu bulup tayinlerini başka yerlere çıkarttıkları gerçeğidir.
3.Öğrencilerin
Başarısı
|
Yılı
|
OKS
Giren Öğrenci Sayısı
|
Yerleşen
Öğrenci Sayısı
|
Başarı
Yüzdesi
|
|
2006-2007
|
392
|
104
|
26
|
|
2007-2008
|
444
|
129
|
20
|
|
2008-2009
|
381
|
120
|
31
|
|
2009-2010
|
472
|
222
|
47
|
|
2010-2011
|
-
|
-
|
-
|
Yukarıdaki
tabloya bakıldığında İmamoğlu’ndaki öğrencilerin OKS’ye girme konusunda
başarıların arttığı görülmektedir. Bu durum İmamoğlu halkın eğitime gittikçe
ilgilerinin artığını göstermektedir.
|
Yılı
|
ÖSS
Giren Öğrenci Sayısı
|
Yerleşen
Öğrenci Sayısı
|
Başarı
Yüzdesi
|
|
2006-2007
|
339
|
68
|
20
|
|
2007-2008
|
225
|
60
|
27
|
|
2008-2009
|
217
|
47
|
21
|
|
2009-2010
|
123
|
77
|
59
|
|
2010-2011
|
-
|
-
|
-
|
Yukarıdaki
tabloya baktığımız zaman ÖSS’ye giren öğrenci sayısında bir azalma olsa da
başarı yüzdesin büyük bir artış vardır. Aslında bu başarı düşüklüğünün bir sebebi
de en iyi öğrencilerin okumak için Adana ve Kozan’ı tercih ettiklerini de
göstermektedir. Nitekim ilköğretimdeki öğrenci sayımız 4.617 ve lisedeki
öğrenci sayımız 1.215’dir. Bu durumda ilköğretimden sonra bazı öğrencileri
liseye gitmedikleri bazılarında okumak için Kozan ve Adana’ya gittikleri
anlaşılmaktadır. Ama ne kadar öğrencinin lise okumak için Adana ve Kozan’a
gittiği yönünde elimizde istatistik yoktur.
4.4+4+4
Sisteminin İmamoğlu’na Yansımaları
Eğitime hangi sistemi
getirirseniz getirin eğer iyi bir hazırlık yapmazsanız sonuç hüsran olur. Bu
hüsranlığı 4+4+4 sisteminde de gördük. Çünkü AKP bu sistemi hiçbir hazırlık
yapmadan “ben yaptım oldu” mantığıyla eğitimde uygulamaya çalışmıştır. Oysa
İmamoğlu bazında bu sistemi düşünürsek İmamoğlu’nun her mahallesine bir okul
yapılması gerekirdi. Ayrıca öğretmen kontenjanın tamamen doldurulması
gerekirdi. Bu yüzden açılan İmam-hatip Lisesi ve ortaokulunun binası olmadığı
için bu okullar geçici binalarda hizmet vermek zorunda bırakılmıştır. İlkokul
ve ortaokulun ayrılmış ama bu resmiyette kalmıştır. Çünkü okulların bina sorunu
olduğu için okullar ikili öğretim yapmak zorunda kalmışlardır. Bu yüzden iki
okula aynı müdür ve müdür yardımcıları bakmaktadır.
Sonuç
Sonuç olarak AKP
eğitimde gerçekçi politikalara sahip olmadıkça eğitimdeki sorunlar
bitmeyecektir. İmamoğlu öğreneğinde görüldüğü gibi öğretmen sıkıntısı vardır.
Öğretmen sıkıntısından sonra okul sıkıntısı gelmektedir. Nitekim 2002-2010
tarihleri arasında İmamoğlu’na yeni bir okul yaptırılmaması 4+4+4 sistemiyle bu
sıkıntı daha da hissedilir olmuştur. İmamoğlu’ndaki okullara baktığımız zaman
hepsini devlet yaptırmıştır. Bu durum göstermektedir ki İmamoğlu’nun zenginleri
İmamoğlu’nu eğitim konusunda desteklememektedir.
KAYNAK
2011-2014
Eğitimde Stratejik Planlama, İmamoğlu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü
http://imamoglu.meb.gov.tr/ (17.11.2013)
13 Eylül 2013 Cuma
İMAMOĞLU KAYMAKAMLIĞININ YAPTIĞI BİLGİLENDİRME TOPLANTISI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Şamil YAZAN
Araştırmacı-Yazar
Eğitim, gençlik ve spor, sağlık, sosyal
hizmetler, engelli, yaşlı kadın, kültür ve turizm ve tanıtımı, sanayi, ticaret
ve istihdam, tarım, hayvancılık ve kırsal kalkınma ve altyapı, ulaşım ve çevre
konularında İlçemizin sorunlarını değerlendirmek, tartışmak ve farklı görüşlere
yer vermek üzere 28.04.2012 Cumartesi saat 10:00’da İmamoğlu Meslek Yüksek
Okulu Toplantı Salonunda İmamoğlu Kaymakamlığı tarafından toplantı tertip
edilmiştir. Toplantı, İlçe Kaymakamı Savaş Ünlü Bey’in öncülüğünde, Adalet ve
Kalkınma Partisi Adana Milletvekili Prof.Dr. Necdet Ünüvar, Belediye
Başkanı Kadir Altunköse, kamu kurum ve kuruluşları kurum amirleri, il genel
meclis üyeleri, belediye meclis üyeleri, mahalle muhtarları, sivil toplum kuruluşları
ve iş adamların katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Toplantıda İlçenin acil
çözüm bekleyen; yüksek öğrenim
yurdu yapılması, okuma evinin kurulması, SGK ilçe merkezi kurulması, İlçemizin eğitim tesisi açısından
zenginleştirilmesi, İlçemizde
stratejik tarım planlarının uygulanması, İlçemizin
tarihi ve kültürel potansiyelinin genişletilmesi, Çok amaçlı gençlik merkezleri
kurulması, uygulamalı tarım lisesi açılması, konularına değinilmiştir.
Yapılan toplantıyı çeşitli yönlerden
incelenebilir ama ben İmamoğlu’nun Tarihi ve kültürel potansiyelinin
geliştirilmesi maddesine değinmek istiyorum. Çünkü İmamoğlu Tarihi ve kültürü
üzerine çalışmaları bulunan biri olarak herhalde bu konuda sözü olabilecek
insanların başında gelmekteyim. Gerçi daha önce benim bu konuda çeşitli
önerilerim olmuştu. İşte o önerilerime yenileri ekleyerek İmamoğlu Tarihi ve
kültürel potansiyelinin geliştirilmesi konusunda nelerin yapılması gerektiğini
belirteceğim.
1.Benim İmamoğlu Tarihi üzerine yazmış olduğum İmamoğlu Tarihi isimli
eserim genişletilerek yeniden baskısı yapılmalıdır. Bu eseri öncelikle tüm
İmamoğlulara dağıtılmalı ve İmamoğlu dışındaki tüm kütüphanelere
gönderilmelidir. Böylelikle İmamoğlu’nun tarihi kimliği iyice anlaşılması
sağlanmalıdır.
2.Fikret Aslan’ın İmamoğlu İlçesi’nin Tarihçesi isimli çalışması benim
tarafımdan yayınlanmıştır. Bu eser tekrar yayınlanmalıdır. Bu eser İmamoğlu’nun
merkezi olarak gelişimini anlatmaktadır.
3. İmamoğlu Şairler ve Ozanlar isimli antoloji çalışmam yayınlanmalı ve
öncelikle İmamoğlulara dağıtımı yapılmalıdır. Daha sonra İmamoğlu dışındaki tüm
kütüphanelere dağıtımı yapılmalıdır. Özellikle ozanlarımızın şiirleri kaybolma
tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ozanların bazıları şiirlerini defterlere
kaydetmekte ve ozanların ölümünden sonra bu şiirler yavaş yavaş kaybolmaktadır.
Bazı ozanlarımızın şiirlerini defterlere de kaydetmedikleri görülmektedir. Eğer
bu çalışma yayınlanırsa Ozanlarımızın şiirlerini kaybolmasının da önüne
geçilecektir.
4.İmamoğlu Belediyesi, İmamoğlu Kaymakamlığı ve İmamoğlu Meslek
Yüksekoklu’nun işbirliği ile İmamoğlu üzerine bir sempozyum yapılmalıdır. Bu
sempozyum daha sonra kitaplaştırılmalıdır. Böylelikle araştırmacıların ve
akademisyenlerin İmamoğlu üzerine çalışması sağlanmış olacaktır. Ayrıca
yarınlara kıymetli bir eser bırakılmış olacaktır.
5.İmamoğlulu on beşin üzerinde ozan ve şair vardır. Bu şair ve ozanların
şiirleri toplanarak yayınlanmalıdır. Böylelilikle İmamoğlu’ndan yetişen
şairleri ve ozanları da tek tek tanıma olanağına da sahip olacağız.
6.İmamoğlu’nda tarihi mekânların başında Koyunevi Köyü vardır. Koyunevi
Köyü İmamoğlu’na çok yakın olması sebebiyle Koyunevi bu açıdan iyi
değerlendirilmelidir. Öncelikle Koyunevi ile İmamoğlu arasında yol
genişletilmeli ve bu yolun yanına yürüyüş parkurları yapılmalıdır. Daha sonra
Koyunevi Köyü sokakları düzeltilmeli ve en sonunda da Koyunevi Köyü’nde bulunan
mozaikler, hamam kalıntıları, Osmanlı mezarları ve tarihi mağaralar gün yüzüne
çıkarılmalıdır.
7.İmamoğlu’nda hafta sonu piknik yapmak isteseniz böyle bir yer bulmakta
zorlanırsız. Peki, böyle bir yer yok mu? İmamoğlu’nun Pekmezci Köyü’nün hemen
alt tarafında bulunan Altın İni Mağaralarının bulunduğu alan piknik alanı
olabilir. Altın İni Mağaralarında mağaralar, şelale ve tarihi taş yol vardır.
Burada yapılacak iyi düzenleme ve birazda reklam ile İmamoğlu’nda iyi bir
piknik alanı oluşacaktır. Ayrıca Üçtepe Köyünde bulunan Çıtlık ve Pınarınözü
alanları da piknik alanı olacak yerlerin başında gelmektedir. Ancak buralarda
çeşitli düzenleme çalışmaları yapılmalıdır.
8.İmamoğlu’nun iki değerli ozanı
olan Âşık Mahmut Anılan’a Saygı Gecesi
ve Aşık Fidani’yi Anma Gecesi düzenlenebilir. Böylelikle Âşıklarımıza
vefasızlık etmemiş ve İmamoğlu’nda bir kültür şölenini de başlangıcına önayak
olunmuş olacaktır.
9.İmamoğlu’nun caddelerine ve okullarına İmamoğlu ile özdeşleşmiş
kişilerin isimleri verilmelidir. Örnek olarak Doktor Ali Deniz Meydanı, Fikret
Aslan Kütüphanesi, Kırmızı Osman Lisesi, Gökvelioğlu Mehmet Efendi İlkokulu
gibi… İşin ilginç tarafı İmamoğlu’nun idarecileri bu kişilerin İmamoğlu’nun
değerini bile bilmemektedirler.
10. İmamoğlu’nda bulunan tarihi mekânlar hemen koruma altına
alınmalıdır. Özellikle Ağzıkaraca Köyü ve Saygeçit Mahallesi’nde bulunan
Şehitlik Mezarlıkları yapılmalıdır. Yeri gelmişken Ağzıkaraca Köyü’nde bulunan
şehitlik mezarlığı Çamurdanzadeler tarafından yaptırılmıştır ama kitabesi
nedense yanlış yapılmıştır.
İnsan kendi kendine
sormadan edemiyor bu teklifler dikkate alınacak mı diye. Şunu itiraf etmeliyim
ki bu tekliflerim zerre kadar dikkate alınmayacaktır. Çünkü İmamoğlu’nda idarecilik
yapan(seçilmişler ve atanmışlar dâhil) kimseler kendilerinin her şeyi
bildiklerini zannederler. Oysaki İmamoğlu’nu bir ucundan diğer ucuna gezdiğiniz
zaman İmamoğlulu idarecilerin hiçbir şeyde bilmediklerini görürsünüz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




